Antalyaspor, Nuri Şahin takımın başına geçtiğinden beri arayış içerisinde olan bir takım görüntüsü çiziyor.

Whoscored.com verilerine göre Antalyaspor; 4-2-3-1’i 13 kez, 3-4-2-1’i 8 kez, 3-4-3’ü 3 kez, 5-4-1’i 2 kez, 4-1-4-1’i de 1 kez denemiş. Trabzonspor’u mağlup ettiği maçta da 3-4-2-1’i denemesinden sebep maç öncesinde Antalya’nın hangi formasyonla çıkacağı tam bir muammaydı. 

Antalyaspor; kendi evinde sahaya agresyon koyan bir ekipken deplasmanda daha çok possesion oyununu oynamayı tercih ediyor. Nuri Şahin’in ne olursa olsun pas oyununu oynatmak istediği oldukça açık. İç sahada oynadığı sert oyun da stadyum zemininin şartlarıyla ilgili. 

Öte yandan Antayaspor da Trabzonspor gibi oyunu ikinci bölgesinde kabul eden bir takım. Oyunu orta sahada ele alan Antalyaspor’a karşı ikinci bölgede önlem alınmazsa bazı nüanslarla birlikte Antalya’nın oyuna hükmedebildiğini görüyoruz. Trabzonspor’un tek mağlubiyetini aldığı maçta, Antalyaspor,  Trabzonspor’a karşı ikinci bölgede ciddi bir üstünlük kurmuştu.

Antalyaspor, 1. ve 2. bölgesini henüz oturtamadığından hücum organizasyonlarına sahip değil. Doğaçlama hücumlar geliştiren Antalyaspor’un golleri de bireysel becerilerden geliyor. Bu yüzden kenar ortaları Antalyaspor oyununda önemli bir role sahip. Kenar ortalarıyla ceza sahasına inmeye çalışan Antalya’nın şutlarının %53’lük bir bölümü ceza sahasından gelmiş. 

İç sahada başka, dış sahada bambaşka bir oyun oynamaları, oyuncu grubunun daha önce Nuri Şahin’in oynattığı oyuna yatkın olmaması, Antalyaspor’un geriden oyun kurmasını olumsuz etkileyen önemli faktörlerden. Özellikle kalecileri Diego Souza’dan bu konuda beklentileri yüksek olacak ki onun üzerinden bu oyun kültürünü yerleştirmeye çalışıyorlar. Devre arası transfer dönemini bir taşra kulübüne göre oldukça verimli geçirdiler ve bu doğru oyun da elbette bütün olumsuzluklara rağmen gelişme vadediyor. 

Antalyaspor’un oyunundaki defolar da oyuncu grubunun bu oyun kültürüne henüz tam olarak intibak edememesinden kaynaklanıyor. Antalyaspor, topla çıkarken çok sık top kaybı yapıyor ve kontra atakları savunmada başarısız. Diğer önemli eksiklikleri de duran topları savunmak olarak göze çarpıyor.

Hafta boyunca önce Trabzonspor’un kadrosunda rötasyona gideceği haberlerini okumuştuk. Daha sonraki kadrolar, aslarla yedeklerin iyi şekilde karılmasından oluşuyordu. Maçtan bir gün önceyse Trabzonspor’un ideal bir kadroya yakın bir 11’le sahaya çıkacağını öğrendik. Abdullah Avcı, rakibin kolay çözüleceğini düşünmüş olmalı. Ya da muhtemel 11 diye yapılan haberler gerçeği yansıtmıyordu. Ancak hafta boyunca Antalyaspor’un Trabzonspor maçına özel bir şekilde hazırlandığı haberlerini maça bir gün kala medyada görmüştük. 

Aslolan Antalyaspor’un, kupa maçlarına ligden daha fazla önem verdiğiydi. Antalyaspor, hafta boyunca Liverpool’un taç antrenörü ile çalışmıştı. Ayrıca Antalyaspor, her hafta üzerine koyan ve her takıma sürpriz yapacak bir potansiyele sahip. Avcı, Denizli maçındaki gibi rötasyona gitse maç öncesinde kimse rötasyon 11’inin Antalya’ya yenileceğini iddia edemezdi. Aynı zamanda kimse Trabzonspor aslarının da Antalyaspor’u yeneceğini iddia edemez. 

Trabzonspor, Kayserispor maçında 120 km. koşmuştu. Bu kadro, bu oyun planı, bu futbolcular bir maçta 120 km. koşmaya uygun değil. Hafta sonunda Fenerbahçe’yle olan maçı da göz önüne alarak Abdullah Avcı, Antalya maçına ana planını önce yedeklerle çalışmış olmalı. 

Beklenildiği gibi Trabzonspor, oyuna topa sahip olarak başladı. Trabzonspor’un oyunun belirli bölümlerinde ama özellikle gole kadar olan bölümde Kayserispor maçının ilk 10 dakikasındaki gibi kaybedilen topa takım hâlinde reaksiyon göstermesi oldukça önemliydi. Trabzonspor, golü bulduğu dakikaya kadar A planını sabırla oynadı. Bu bölümde Antalyaspor’un 1. bölgeden oyun kurma çabasına karşılık Trabzonspor’un doğru savunma yapması, Antalyaspor’u hataya zorladı. Nitekim gol de geçişten, Antalyaspor’un ikinci bölgede kaybettiği toptan gelişen geçiş hücumundan geldi. 

Golden sonra Antalyaspor, oyunu daha çok ikinci bölgede kabul edip ikinci bölgede oyunun yönünü hızla değiştirmesiyle de kanat ortalarıyla bulduğu pozisyonlarla etkili oldu. Bu bölümde Trabzonspor hücum hattının savunmasının ikinci bölgede, birinci bölgede olduğu kadar etkili olamadığını da gördük. Trabzonspor, her zamanki gibi merkezden oyun kurmaya, merkezden savunma yapmaya çalıştı. Burada zaten zayıf olan kanatlar, oyun kurulumunda en son işin içine katılıyor, savunma yaparken de riske ediliyordu. Birinci bölgeden başlayan 4-3-3 savunması, ikinci bölgede 4-4-2’ye dönüyor, bu sayede hem Antalyaspor orta sahası daha çok koşmaya mecbur ediliyor hem de kanatlardaki risk biraz olsun azaltılıyordu. 

Antalyaspor’un oyunu domine etmesi, Trabzonspor’un oyuna yeniden ağırlığını koyduğu 22. dakikaya kadar devam etti. Özellikle Bakasetas’ın ofsayttan attığı gole kadar ikinci golü isteyen Trabzonspor hücumlarına karşılık Antalyaspor çözüm üretemedi. 30-45 arası tempoyu düşürmeye, bu arada da gol bulmaya çalışan Trabzonspor, ilk yarıyı da istediği skorla kapatmış oldu. 

İkinci yarıda da tempoyu iyice düşürmeye çalışan Trabzonspor’a karşılık Nuri Şahin, N’dao ve Fredy hamleleriyle hem orta sahanın direncini hem de kanat ortalarını artırmaya çalıştı. Buna karşılık Abdülkadir Ömür ve Cornelius hamlelerini yapan Abdullah Avcı, daha kontrollü bir oyuna dönmeyi tercih etti. İkinci yarıda topu rakibe bırakıp ikinci bölgeden kazandığı toplarla etkili olmaya çalışan Trabzonspor, organizasyon yetersizliği sebebiyle skoru alamadı.

Gökdeniz, Wright ve Sinan Gümüş hamleleriyle alabileceği tüm riskleri alan Antalyaspor, oyunun sonuna kadar bireysel becerilerle gol bulmaya çalıştı. Antalayaspor’un atabileceği bir gol, oyunu başka bir yere götürebilecekken müsabakanın uzatlamalara gitmesi Trabzonspor’un asla istemeyeceği bir şeydi. Değişikliklerden ikinci bölgede bir dirençle karşılaşmayan Antalyaspor, topu yine çizgiye indirerek etkili olmaya çalıştı. Buna karşılık Trabzonspor, doğru pozisyon alarak kendi birinci bölgesinde bekledi. Trabzonspor savunmasının ve özellikle kalecisinin üstün performansı Antalyaspor’un gol bulmasına engel oldu. Oyunun son bölümünde sahaya savruk yerleşen Antalyaspor’un olası bir kontrada kalesinde golü görmesi işten bile değildi. 

Trabzonspor, 1-0’dan sonra birçok kontra şansı yakalasa da organizasyon eksikliği sebebiyle skor üretemedi. Antalyaspor’un zaten gölge prese maruz kalan Hakan Özmert’e topu oynaması sonucu yakalanan kontrada dakika 88 olmasına rağmen Trabzonspor hücum hattının 5 kişiyle rakip yarı sahaya koşabilmesi, Trabzonspor’un oyun içi aksiyonlarını ne kadar doğru yaptığının göstergesidir.

Trabzonspor’un yapabildiklerini, rakip takımların yapamadıkları üzerinden okumak Trabzonspor oyununu anlamamız adına önemlidir. Trabzonspor’un 4 attığı rakibi, diğer hafta aynı taktikle rakibine 5 atabiliyorsa burada ülke standartlarını ve Trabzonspor’un ortaya koyduğu seviyeyi düşünmek gerekir. Trabzonspor oyununun daha çok gelişebilmesinin şartı, ülke futbolunun gelişmesidir. 

Futbol, artık hiç olmadığı kadar yorucu bir oyun. Maç sayısı da buna bağlı olarak maç sıklığı da çok arttı. Gelişen teknolojiyle birlikte futbolda yaşın çok da bir önemi kalmamasına rağmen modern oyun, bir sezonda en az 30-40 maç oynayabilecek oyuncular talep ediyor. Hamšik haftalardır yok, Gervinho ve Edgar sezonu kapatmıştı, üstüne bugün Hugo da sezonu kapattı. Bu sakatlıklar bütün bir takım oyununun değişmesi anlamına geliyor. Bundan sonraki süreçte kendini kanıtlamış futbolculara değil kendini kanıtlamaya ihtiyacı olan “sporculara” ihtiyacımız var. Yetişmeye, yetiştirmeye daha fazla önem vermeli, yarışmacı kültürü benimsemeliyiz. Yoksa kulüplerimizin bu vahşi kapitalizmin altından kalkmasına imkân yok. 

Edin Visča transferine maliyeti sebebiyle karşı çıkanlardan biri de bendim. Benim eleştirim aslında Edin Visča transferine değil Trabzonspor’u bu maliyetin altına sokan sistemeydi. Yoksa Visča’nın başarılı olacağına kimsenin bir kuşkusu olamaz. Trabzonspor, zaten belirli bir oyuna sahip bir kulüp. Bu oyunu oluşturan ekip, bir futbolcuyu istiyorsa futbolcu bekleneni veremese dahi o sistem oyuncuyu iyi gösterecektir. Ayrıca transfer edilen futbolcu zaten Süper Lig’in son 10 yılındaki en istikrarlı futbolcu. 

Berat’ın performansı ise bu maçla birlikte yükselişe geçmedi. Berat, Gençlerbirliği’nde hücuma yönelik orta saha olarak oynuyordu. Kendisi de ilk geldiğinde daha çok 8.5 gibi oynamayı sevdiğini söylemişti. Şimdi Avcı’nın Berat’tan bir 6 numara yapmaya çalıştığını görüyoruz. Berat’ın defansif verileri elbette yeterli olmayacak. Bu açığı kapatabilmesi için daha çok üçüncü bölgeye gelmesi, şut çekmesi bekleniyordu ki son birkaç maçtır bunu yapıyor. Ülkemizde moral değerler önemli olduğu için Berat’ın bugün attığı gol, onu bir süre iyi hissettirebilir. Ancak Berat, tam da olması gerektiği gibi gelişiyor. Şu an ondan bekleyeceğimiz şey, bu gelişimi devam ettirebilmesi. 

Serkan ile Visca uyumu, ileriye doğru ümit verdi. Puchacz, bir kanat bek ne vadediyorsa onu yapıyor. Siopis, pas oyuna her geçen hafta daha çok uyum sağlıyor. Kouassi, yetenekli ama tolere edilmesi gereken bir oyuncu. Djaniny, en iyi yaptığı işi, sakatlıktan döndükten sonra çok daha iyi yapmaya başladı. 

Trabzonspor’un takım oyunu geliştikçe bireysel performanslar da yükseliyor. Ancak bu takım oyununu yükselten de oyuncu grubunun, oyunun gelişmesi adına gösterdiği çabadır. Trabzonspor oyununu anlamak, biraz da bu çabayı anlamaya dayanmaktadır.

Dünya kasketliler günü kutlu olsun!