Maç öncesinde maçla ilgili haddinden fazla ön görü okumuştuk. Özellikle Valerien İsmael hakkındaki haddinden fazla analizin getirdiği enformasyon kafamızı karıştırmıştı. 

Sezon ortasında yapılan teknik direktör değişikliklerinin amacı, takımın reaksiyon göstermesi içindir. Yeni gelen hoca, takımı oyun planına ikna edebilirse -oyun planı olduğundan hareketle- uzun vadede o takım için olumlu bir şeyler söylenme ihtimâli artar. Futbol, taraftarlar için bir umut vadetmektedir ve belki de futbolun bu kadar çok benimsenmesinin nedeni de budur. Timur Alican Doğmaz’ın Gol Beklentisi üzerine yaptığı videoda ifade ettiği gibi: “Bir şeyin beklentisi, kendisinden büyüktür.” Öte yandan Eduardo Galeano’nun: “Gol, futbolun orgazmıdır. Yazık ki modern dünyada bu ikisinin görülme oranı da azalmaktadır. 3-2-5’in 5-4-1’e evrilmesinin hikâyesidir futbol.” sözü de bu HBF ekibinin yargısını tamamlar nitelikdedir. Gol, bütün momentumu başka bir yere götürür. Bir savunma sanatı olarak modern futbolda gol, gerçekleşmesi zor ancak gerçekleştiğinde büyük şeyler vadeden bir şeydir. 

Dolayısıyla yarı yolda yapılan teknik direktör değişiklikleri Göztepe maçının analizinde de ifade ettiğim gibi hem o takımın hem de rakip takımın oyuncuları ve teknik ekibi açısından zor bir durumdur. Sezon başından beri verimli bir kamp dönemi geçirememesinin cezasını çeken Beşiktaş’ın bugün Valerien Ismael’in yüksek tempolu oyununa nasıl karşılık verecekleri merak konusuydu. 

Kimi yorumcular, Beşiktaş’ın erken dağılacağını söylerken kimi yorumcular Beşiktaş’ın ezici bir oyunla Trabzonspor deplasmanından galip ayrılacağını söylüyordu. 

Eğer her şey yolunda gitseydi hem Trabzonspor hem Beşiktaş hem de ülke futbolu adına uzun yıllar unutulmayacak bir maçtan bahsedebilirdik. Bir tarafta kondisyon odaklı, hızlı geçiş oyununu 3-4-3 ile oynayan bir takım ile tempo sevmeyen, tempoya ayak uyduramayan ideali 4-1-2-2-1 şeklinde dizilip control-possesion oynamak isteyen takımın mücadelesi. Öyle görünüyor ki önümüzdeki birkaç yıl Türk futbokunda, kondisyon futbolu ile pas oyunun mücadelesi olacak. Bu mücadelede Trabzon, Konya, Galatasaray, Alanya, Karagümrük pas oyunundan yana tercihini yaparken Beşiktaş, Göztepe, Hatay ve oyun stratejilerinde geleneksel parçaların görüldüğü Sivas ve Giresun, kondisyon futbolunu tercih etmiş görünüyor. 

Bu maçta tek bir oyun planını sahaya sonuna kadar yansıtmaya çalışan bir Beşiktaş vardı ki teknik direktör değişiklikleri sonrası takımlar yalnızca bir şeyi, en iyi şekilde yapmaya odaklanırlar. Elinde oyuncu çeşitliliği olsaydı Trabzonspor, zorlanmasına rağmen oyunu özellikle ikinci yarıda çözebilirdi. Çünkü dakika 35’ten sonra Beşiktaş, ciddi şekilde bir tempo kaybı yaşadı. Maçın başından beri oyuna istediği şekilde giremeyen Trabzonspor için bu, önemli bir fırsattı. Nitekim Hüseyin Türkmen’in uzun topunda Cornelius’un golü tam da temponun düştüğü dakikalarda geldi.  

Beşiktaş, beklerini “kanat” rolünde kullanırken Ghezzal ve Teixeira’yı half-space’e konumlandırmış. Bununla birlikte hem rakibin 4-1-4-1 oyun planını bozmuş hem de dizilişinin avantajı olan stoperleri oyuna sokarak veya half-space oyuncusunun veya santrforun geriye gelerek merkezde +1 olmasını sağlamış. 

Yine bu geri gelişler, beklerin de kaliteli olmasıyla oyunun genişleyip sıkışmasının kontrolünü Beşiktaş’ın eline vermiş oldu. Modern futbol, merkezde çoğalıp -futbolu bir savunma sanatı olarak düşündüğümüzde merkezi savunarak ifadesi daha doğru gelir- kanatları riske edebilmektir. Kanatları ne kadar riske edebildiğiniz ve bu riskten ne kadar kârlı çıktığınız da bek oyuncularınızın yukarıda bahsettiğim oyunun genişliğini ayarlama konusunda ne kadar mâhir olduğuna bağlıdır. Bu mâhirlik de elbette poziayon bilgisiyle ilgilidir. Maalesef Trabzonspor beklerinin tamamı, bu pozisyon bilgisine sahip değil ve Trabzonspor sene başından beri bunun sıkıntısını çekiyor. 

Her iki takım için de yukarıdaki diziliş, uzun topları zorunlu kılıyor. Trabzonspor 62 uzun top denerken Beşiktaş 59’da kalmış. Trabzonspor’da bu sayının yüksekliğinin sebebi, oyuna girememekti. 

Oyuna girememenin ilk nedeni beklerdi. İkinci bir nedeni ise beklerin dağılmasının ardından merkezde istenildiği gibi çoğalamamak. Bu durumda kanatların ve santrforun merkeze gelip sayısal üstünlüğü kırması gerekirdi. Koordinasyon eksikliği buna engel olmuş olmalı. Bu maçta hem Abdülkadir hem de Bakasetas merkez orta saha gibi oynadı ama hücuma daha çok destek veren Abdülkadir’di. Bakasetas’ın 8 rolünü benimseyemediğinden daha önce bahsetmiştik. Beşiktaş beklerinin önde konumlanmasına karşılık Ömür, Trabzonspor sağ tarafında oyun kurmaya çalıştı. Buna karşılık Bakasetas, Visca’ya yanaştı. Amaç, kanatlardan oyun kurup takım enini ayarlayabilmekti. Bu bölümde defans bloğunun da öne çıktığını görsek de topla birlikte rakip sahaya yerleşemeyen ve özellikle Puchacz’dan bir türlü istendik katkıyı alamayan Trabzonspor için bu dokunuşun da yeterli olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. 

Bir diğer meseleyse Trabzonspor merkezinin Bakasetas’ın o bölgedeki rolüne uyum sağlayamamasından ötürü zayıf kalması. Hamšik, Gervinho, Bruno Peres aslında tam da böyle maçlar için transfer edilmişti. Bruno Peres’ten beklenilen verim, hâlâ alınabilmiş değil ve bugün kart cezalısıydı. Gervinho, 6 aylık bir sakatlık yaşadı ve sezonu kapattı. Hamšik ise uzun zamandır yok ki Trabzonspor’un oyununun olgunlaşması gereken bu dönemde Hamšik’in rolü, gerçekten çok önemliydi. Dolayısıyla şampiyon yapması için alınan bu isimlerden Trabzonspor zaten yeterince yararlanamadı. Demek ki bu tür oyuncuları 30’undan sonra değil 20’sinden önce ülkeye getirmek gerek. Demek ki şampiyon yapacak olan oyuncular değil takım oyununun getirdiği strateji, plan..

Basit bir pozisyon bilgisi. Dorukhan ve Hüseyin Türkmen’in anlaşmazlığında topu kazanan Alex, kaleye vurmak yerine pas atmayı tercih ediyor. Çalışılmış bir pozisyon değil ancak Batshuayi’nin pas almak için durduğu yer yanlış. Alex için burada kaleye vurmak, daha iyi bir tercih olabilirdi. 

Trabzonspor’un kötü ön alan yerleşimi sonucu kontra yakalayan Beşiktaş’ta Ghezzal’ın topu sürüp Batshuayi’ye al da at şeklinde verdiği top, Batshuayi’nin önce koşu temposunu ayarlayamaması, sonraysa buna bağlı olarak kötü ilk dokunuşu sonrası pozisyon güme gidiyor. 

Yani güler misin ağlar mısın? Pozisyon bilgisi en iyi takımın yerleşimine, bir de Beşiktaş’ın ceza sahası ve yayı çevresinde 4 adamının bomboş olmasına rağmen Ghezzal’ın topu kaleye vurmasına bakın. Ne denilebilir ki gerçekten?   

Yine bu pozisyonda Vida, rakibini itmeye değil de topa müdahale etmeye çalışsa kaleci, oyunu iyi takip edip alâkasız bir yere çıkmaya kalkmasa gol de yenilmeyecekti. 

Rosier, sağ taraftan maç boyunca bindirmesine rağmen içeriye çevirdiği toplarda takım arkadaşları golü getirememişti. Uğurcan da bundan sebep kendi solunu riske edip sağ tarafa açıldı. Rosier de düzgün bir vuruşla golü yaptı. Puchacz, defansif anlamda geldiği günden beri en iyi maçını çıkardı ama nihayetinde bu, Rosier’in yaptığı bir şeydi ve oldu. Oyunun içine giremediğiniz takdirde rakibinize en iyi yaptığı şeyleri yapmak için daha çok fırsat verirsiniz. Golü getiren biraz imkânsızlıklar, biraz da oynanan oyundu. 

Bu oyun için bekleri suçlamıyorum. Hocanın formsuz olmasının ne demek olduğunu anlamıyorum. Maçı analiz ettiğimde orta sahada hep +1 olan Beşiktaş’ın oyunu domine ettiğini çıkarıyorum. Aynı tempoyu ikinci yarıda gösteremeyen Beşiktaş’ın ikinci yarıda kırmızı karttan bağımsız olarak tempoyu düşürdüğünü görüyorum. Kırmızı kartın skora bir etkisi olmadı çünkü zaten Beşiktaş’ın baskın oynamasının nedeni biraz da Trabzonspor’un oyuna girmesine engel olan sebeplerdi.    

Beşiktaş’ın oyununa gelince, bu tempoda %100 bir Valerien İsmael dokunuşu yok. İsmael, millî takıma gitmeyen oyuncularla 5, giden oyuncularla ise yalnızca 1 antrenmana çıkma fırsatı buldu. Beşiktaş, Sergen Yalçın’la zaten 25-30 dakika yüksek tempolu oynuyordu. Önder Karaveli, Beşiktaş’ın temposunu biraz düşürerek oyunda kalma süresini 60-70 dakikaya çıkarmıştı. Sonuçta bugün Beşiktaş’ın yaptığı da bundan fazlası değildi. Bu oyunun oldu denilmesi için daha çok gelişmesi gerek. Bu performans, yalnızca hoca değişikliği sonrası futbolcuların silkelenmesiydi. 

Oyun elbette gelişecek ama Beşiktaş, camia olarak oyunun gelişmesi için yeterli sermayeyi sağlayamaz ve gerekli zamanı beklemezse her şey yeniden sil baştan olur. Dolayısıyla beklemek gerek. 

Trabzonspor’un ise bundan sonra gözlerini kulaklarını kapatıp bu oyunu nasıl geliştirmesi gerektiğine odaklanması gerek. Çünkü bir süre sonra misyon tamamlama olur. Oysa üzerine düşünülecek, konuşulacak çok şey var. Futbol, her gün değişiyor.

Bir parantez de Hüseyin Türkmen’e açmak istiyorum. Hüseyin’in problemi, henüz yapamayacağı şeyleri inatla yapmaya çalışmaktı. Bu, en çok da pas tercihlerine yansıyordu. Bu maç özellikle Hüseyin Türkmen’e odaklandım. Pozisyon alışları kadar pas tercihleri mükemmeldi ki golün asisti de onun attığı uzun topla geldi. Sonunda basit ve hızlı oynamanın neden doğru olduğu kendisine çok iyi izah edilmiş. Umarım bu iyi performansını devam ettirir.